|
Evliya
Çelebi, Seyahatnamesi'nde (Hicri 1058 Miladi 1638) Beypazarı'ndan şöyle
bahseder:
" İlk
kurucusunu bilmiyorum. Fakat ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu
Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar'dır. Onun için şehre “Germiyan Hezar” da
derler.
Haftada bir gün güzel süslü bir pazar kurulup, bütün kıymetli eşyalar
bulunur. Halkının uğraşları tiftik keçisi olduğundan, pazarında sof çok
satılır. Müşterisi vardır. Senede bin kantar sof ipliği satılır. Sofu
olmaz fakat güzel mümeyyizi olur. Pazarına her hafta etraf köylerinden
10 bin insan toplanır.
Şehir
Anadolu toprağından Engürü sancağı hududunda olup, İstanbul'da kim
Şeyhülislam olursa ona has olur. Padişah hasından ayrılmadır. Müftü
tarafından hakimi subaşısıdır. 150 akçelik kazadır. Senelik kadısına
yedi kese gelir getirir. Damga emini, Sipahi Kethüda yeri ve Yeniçeri
Serdarı vardır. Fakat kale ağası ve neferi yoktur. Kalesi bir dere
içinde olup, iki tarafı balık sırtı gibi kaya üzerindedir. Genişliğini
bilmiyorum.
Aşağıda şehir iki geniş dere içinde olup 20 mahalle 41 mihraptır. Fakat
öyle mükellef camileri yoktur. Çarşı içinde cami güzeldir (Paşa Camii).
Hepsi 3060 tane iki katlı evleri vardır. Duvarları kerpiçtendir.
Yüzeyleri tahta ile kaplıdır. Medrese Darulhadis ve Darulkurrası vardır.
Çünkü talebe bilginleri çoktur. Medreseleri kargir değildir. 70 adet
çocuk mektebi vardır. Çocukları gayet temiz ve olgun olup, 700' ün
üzerinde hafızı vardır.
Bir
Şeyhülislamı var ki; bütün bilginler onunla ilmi tartışmaya girmekten
acizdirler. Nakibüleşrafı fadıl değil fakat, gayet cömert bir kimsedir.
Halkının çoğu bilginlerdir. Hepsi renk renk sof giyerler. Türk şehri
olduğundan halkı Oğuz taifesidir. Yani Türk kavmi demenin güzel bir
ifadesidir. Yedi tane hanı vardır. Çarşı içindeki güzel bir han
yanmıştır. Hamamları, 600 dükkanı vardır. Çarşıda kasaplar içinden akan
dere kenarında hafta pazarı olur. Dere burada şehrin aşağı tarafından
akarak bir nehir vasıtası ile Sakarya'ya dökülür. Şehir yüksek yerde
olduğundan caddeleri kumsalca ve kaldırımsızdır. Halkı garipsever ve
cömert kişilerdir. Kadınları gayet edepli ve akıllı olurlar.
Bağ
ve bahçesi çoktur. Bostanlarından bir çeşit kavun olur ki lezzetinden
adamın damağı yarılır. Misk ve hamamber gibi kokusu vardır. Şehir
halkının çoğu bu kavundan zerde pişirir. İçine tarçın ve karanfil
korlar. Muaviye'nin icat ettiği zerdeden tatlı bir zerde olur. Bir çeşit
yeşil armudu olup, yuvarlak olduğu gibi dördü beşi de bir okka gelir.
Gayet hoş ve suludur. İstanbul'a nice bin kutu armudu pamuklar içinde
hediye gider. Bu armudun eşini acem diyarından başka yerde görmedim. Bir
çeşit siyah arpası olur ki, gayet yağlıdır. Ata çok vermekten
çekinilmelidir. Sahrasında pirinci olur ki, gayet pişkindir. Velhasıl
etrafı geniş, eşyası ucuz ünlü bir şehirdir. Şeyh İvaz dede adında bir
de türbesi vardır." |